Tem 04

1) Telefonum kilitliyken 112 yi aradım, aranıyo gerçekten…
Eğer telefonunuz kapsama alanı dışındaysa ve
acil bir durum var ise, 112′yi çevirin. Varolan herhangi bir network
bulunup, yardım isteyebilirsiniz. Daha enteresanı, tuş takımınız kilitli
olsa dahi, 112 çebvrilebilir.

2) EGER UZAKTAN KUMANDALI ARAÇ ANAHTARINIZI ARACINIZDA KILITLI UNUTURSANIZ
Aracinizin yedek anahtari baska birinde varsa, aradaki mesafe
ne olursa olsun, o kisiyi cep telefonunuzla arayin. Aracinizin kapisina 25- 30 cm uzakta cep telefonunuzu tutun, karsi taraf da yedek anahtarin acma dugmesine(cep telefonuna yakin bir mesafede tutarak) basin. Kapiniz acilacaktir ve Bagaj icin de gecerlidir.

3) GIZLI PIL GÜCÜ :
Eger cep telefonunuzun pil seviyesi çok düsükse ve acil bir
telefon bekliyorsaniz; Nokialar, rezerve pile sahiptir. *3370# tuslarina basarak, telefonunuzu, rezerv pille çalisir hale getirebilirsiniz. Cihaziniz pil seviyesinde %50 artis gösterecek ve telefonunuzu sarj ettiginizde, rezerv piliniz de tekrar dolacaktir.

Â
4) 444 0 911
Türkiye’deki tum hastaneler aynı numarada birleşti. Acil durumlarda ” 444 0 911 ” numarali telefon hattini arayan vatandaslar, en yakin hastaneye en hizli sekilde ulasabilecek, ilgili hastaneden ambulans aninda yola cikacak.Cep telefonundan aranma durumunda ise oturulan sehrin alan kodu ile birlikte ” 444 0 911 ” numarali hat aranacak. Ornegin cep telefonundan (0212) 444 0 911 numarayi arayan vatandas, Istanbul’da, kendisinin bulundugu noktaya en yakin hastaneye en hizli sekilde ulasabilecek. Sabit telefonla aramada ise herhangi bir kod cevirmeden direkt “444 0 911 ” aranacak. Bu telefon arandiginda kisiye en yakin hastaneden ambulans olay yerine gönderilecek.

Tags: Anlatım, Bilgi

Related posts

Tem 04

http://www.skyturk.net/cigan-degil-figan/

Shrulik Tel-Aviv
Ya devletlu hünkar birinci Recep Han !

Memleketi bana karşı öyle bir doldurdunuz, öyle bir zehirlediniz ki, bugün gitseniz dahi, yerinize geleceklerin gözünde öyle bir ben yarattınız ki.

Galiba gitseniz bile gelen gideni aratır misali bir durum hasıl olacak benim açımdan. İnşallah can havliyle memleketten kaçmak veya mahalle baskısıyla din değiştirmek zorunda kalmaz Türk Yahudisi.

Televizyondan seyrettim dün CNN Türkte. Birkaç *birbilen* bir araya gelmiş gündemdeki terör konusunu tartışırken şu tespiti yakaladım, ağ yerine netvörk (network) demeyi marifet sayanların dedikleri arasında.

*Terör örgütlerine göre şiddet kullanmayı meşru kılan arka fonu oluşturan sebep nedir ?

Temelde yatan, haksızlığa uğramışlık duygusu.*

İyi de, *Hamas* terör örgütü…

Ha ? Ne ?

Hamas bir terör örgütü değil midir ?

OK abicim, öyle varsayalım bir an için.

Hımm.. Peki, denklemi şöyle kuruyoruz.

*Hamas* örgütü, uğradığına inandığı haksızlıkların kaynağı olarak *İsrael* devletini görüyor.

O nedenle var gücüyle gösterdiği direnişle tepkisini ortaya koyuyor.

Tamam, anlaşıldı.

Bunu bir formül olarak ele almamızın bir sakıncası var mı ?

Herkes bu formülde hemfikir mi ?

Bu formülün yanlış olduğu hakkında bir itiraz yok ise;

ARTIK KİMSEYE SORMADAN

AMA İLE BAŞLAYAN CÜMLELER KURULAMAYACAK BİR BİÇİMDE ÇİFTE STANDARD OLMAMASI BAKIMINDAN

Aynı formülü, Hamas’a terör örgütü dememi kısıtlayan başvekilin sözleri içimi acıtsa da, aynı kelimelerle, sadece devletlerin ve terör örgütlerinin isimlerini değiştirerek farklı bir coğrafyaya uygulamak hakkını elime aldım. Devletlu ve adaletlu hünkar başvekil buna da ambargo koyamaz ya. Sırf kendisinin içinde bulunduğu haleti ruhiyeye ayna tutmak adına, içim acıyarak formülü uyguluyorum.

*PKK* örgütü, uğradığına inandığı haksızlıkların kaynağı olarak *TC* devletini görüyor.

O nedenle var gücüyle gösterdiği direnişle tepkisini ortaya koyuyor.

Başka tek kelimesine dokunmadan sadece devlet ve terör örgütlerinin adlarını değiştirdim.

*Ama* ile başlayan hiçbir cümleyi kabul etmiyorum. Çünkü Hamas ta PKK da, hedef ayırt etmeksizin askerlere de sivillere de saldıran örgütlerdir.

Küfretmek te, akıl süzgecinden geçirip neye ayna tuttuğum hakkında bir fikir edinmekte serbest.

Şimdi kurduğum bu iki denkleme aynı formülü uyguladığım için küfredecek olanlara sözüm şudur.

Bu uygulamaya *edeceğiniz küfürler kadar iki yüzlü ve riyakarsınız*

Ne şeffafmışsınız be ! Aynaya bakabiliyor musunuz ?

Tabi ebabil bir balıktır, hamsi ise balık değildir, aslında hamsi bir kuştur, bunu bilmeyen ya hoştur ya sarhoştur.

Ne yapayım, huyum kurusun, klavyemi korkak alıştırmadım. Bilirim ki yalancıları ağızlarından salyalar akıtacak derecede kudurtan tek olgu pervasızca söylenen *yalın gerçeklerdir.*

Efendim, ihaha başkanı İsrael televizyonuna röportaj vermiş

E, bizde meraklı turşucuyuz ya. Bir bakalım dedik neler demiş hazret.

Doğrusu Oshrad Kotler, Bülent Yıldırım‘a sorular sorarken çok doğru noktalara temas etmiş.

B.Y-Biz oraya ölmeye gitmedik böyle bir sonuç beklemiyorduk çünkü TR IL iliskileri cok iyiydi diyor.

Yahu zaten sizin amacınız o ilişkileri kötüleştirmek için elinizden geleni ardınıza komamak degil miydi ?

İçinden Yahudi düşmanlığı akan damarlarınızdan aldiginiz emir mucibince üstlendiğiniz ve başardığınız vazife bu değil miydi ?

Oshrat hanım hemen, çok yerinde bir hareketle ona mavi Marmara provokatörlerini şehadet mertebesine davet eden tekbirlerle kesilen kendi konuşmasını izleterek yalanını suratına yapıştırdı.

Adam yine pişkince Oshratı mossadın tuzak sorusunu sormakla itham edip, kendisini tuzağa düşürmek istediğini soyledi, şehitlik sevaptır demeye getirerek lafı rodos adasinda yahudileri hitlerden kurtaran konsolosa bağladı.

Kadın şaşkınlık içinde kendisinin Mossad çalışanı olduğunu mu sandığını sordu.

Efendim mantık aynı mantıkmış.

Yahu birinin yalanını yüzüne her vuran Mossad mı oluyor ?

La havle…

Söz naziler ve konsoloslardan falan açılmışken, gözüme çarpan başka bir makaleyide yazıma teğet olarak maydanoz etme cüreti göstereyim. Ayşe Sinirlioğlu hanımefendi de bir makalesinde nazi almanyası dönemine yönelik benzer bir paralelden dem vurarak Yahudi profesörlerin Türkiye tarafından kabul edildiğini yazmış.

Belki konu dağıtmak olacak ama, yeri gelmişken konuya cevap yapıştırmadan geçmek akıl tutulmasına uğradığım anlamına gelecek ki, buna hiç gelemem.

Peki Ayşe Sinirlioğlu hanımefendi, Albert Einshtein gibi bir dehanın zor durumda olan Yahudi profesörler arkadaşları için, ücretsiz çalıştırılmak üzere kabulunu, yalvaran bir ifadeyle kaleme aldığı mektubu ilkin sümenaltı edip refüze eden de aynı Turkiye değil miydi ?

Ya Atatürk tesadüfen olaydan haberdar olupta onay mektubu yazdırmasaymış ne olacaktı ?

Türkiyede kimsenin ücretsiz çalıştırılmayacağını ekleyip Almanların kendi profesörlerinin *ücreti Almanya tarafından ödenmek üzere* teklifini de reddetmeseymiş, bugün neyle övünüyor olacaktınız hanımefendi ?. Hatta rivayet, bu teklif üzerine Alman büyükelçisini huzurdan kovduğu yönündedir. Sözü geçen mektup alttadır.

Albert Einstein’in Türkiye’ye yazdığı mektup

Neyse biz İHH Başkanı’nın röportajına dönelim.

Eyvallah Bülent Yıldırım, Rodos Konsolosu Selahattin Ülkümen hiçbir menfaati olmaksızın kendi insiyatifiyle (TC hukumetinin degil) yahudileri kurtardı. Müteşekkiriz. Kendisi tarih sahnesindeki dürüstler arasında yerini almıştır. Türk Yahudileri bugüne bugün halen bağlılık ve sadakatlerini sürdürmekteler. Ancak hiçbir surette bir Türk unsuru olarak kabullenilmemişlerdir. Bu durum her fırsatta kendini göstermiştir. Ülkeye bütün bağlılıklarını ve sadakatlerini göstermelerine, tüm vatandaşlık görevlerini eksiksiz yerine getirmelerine rağmen ikinci sınıf muamelesini hak etmemiş ve habire günümüz başvekil makamınca zırt pırt başa kakılırcasına, diyetini istercesine, yok İspanya’dan kurtardık yok Nazilerden kurtardık diye hatırlatması evvelemirde ayıptır ayıp.

Biz bu ülke için askerlik yaptık, vergi verdik, tabiî ki vergimi ödeyeceğim ama hiç olmazsa bizi sakıncalı vatandaş sınıfına sokup ötekileştirmeden subaylik vesair devlet hizmetlerinde bulunma şansı kadar bir eşitlik verebilirdi bu devlet.

Vermemişse vermemiştir ne yapalım. Eyvallah, ama Türkiyenin asli unsuru olan her eşit vatandaş gibi hiçbir diyet borcum yoktur, yada her eşit vatandaş kadar borcum vardır.

Gelelim 33-45 arası nazi dönemi Türkiye’sine

1934 Trakya olayları

Herkes daha yakın geçmiş olduğundan dolayı 6-7 Eylül olaylarının devlet tertibi olduğunuı bilir. Hem hükümet, hem de bürokrasi tarafından desteklenmiştir. Ancak bundan çok daha vahim bir olay var. 1934 Trakya Olayları.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=64632

http://tr.wikipedia.org/wiki/1934_Trakya_Olaylar%C4%B1

http://www.barisatasoy.com/toplum/6-7-eylul-olaylari-ve-1934-trakya-olaylari

1934 olayları da tamamen devlet tertibidir. Bu da, Trakya Yahudilerinin mallarına el koymak ve onları göçe zorlamak için planlanmış bir rezalettir. Olayların alevlenmesi, Nihal Atsız’ın Edirne’ye tayini ile başlar. O zaman lise öğretmeni olan Atsız’ın orada aleni şekilde öğrencileri örgütlemesine seyirci kalınır ve sonunda olan olur.

Tecavüz, hırsızlık, yağma, adam öldürme, her pislik var. Öyle ki, ayak takımına müdahale eden bir jandarma erini öldürecek kadar zıvanadan çıkmışlar. Buna karşılık, Menemen olayındaki kararlılık gösterilmiyor “nedense”. Sonunda ne oluyor? Devlet 13.000 Yahudinin 24 saat içinde bölgeyi terk etmesini emrediyor. Çünkü bu sürede insanlar mallarını satamaz, satsa da ölü eşek fiyatına satar.

Bu konuda daha teferruatlı bilgi sahibi olmak isteyenler, araştırmacı yazar Rıfat Bali’nin 1934 Trakya Olayları adlı kitabını okusun.

Struma gemisi

http://en.wikipedia.org/wiki/Struma_%28ship%29

http://tr.wikipedia.org/wiki/Struma_(gemi)

http://www.forumalev.net/turk-tarihi/180218-struma-olayi.html

1942 Şubatı: Struma gemisini motoru sökülmüş vaziyette karadenize çekip kaderine terketmek ve torpillenerek batırılmasına sebebiyet vermek TC hükümetinin kararı mıydı, değil miydi ? Bunun utancını kim taşıyor ? Saraçoğlu mu, dönemin topyekün TC hükümeti mi ?

Fırın

Ya İstanbul Balatta hazırlanmış olan fırını, kimler, kimin icin ne amaçla hazırlatmıştı ?

Varlık vergisi

Pekiii ! Ya yine eşit vatandaşlara uygulanan varlık vergisi oranlarının etnik kökenlere göre tespit edilmesi ? Memleketteki toplam tahakkukun yüzde 83’ünü ödemekle mükellef olanlar, ülke nüfusunun yüzde ikisi bile değildi. Haksız bir şekilde talep edilen astronomik rakamları varını yoğunu fırsatçılara üç on paraya haraç mezat satış yoluyla kaybettirilip, ödeyemeyenlerin Aşkalede çalışmak taş kırmak suretiyle günlüğü 50 kuruştan, borca mahsup edilmesi fikri kimin fikriydi ?

1935 sayımında Türkiye nüfusuna oranı %1,98 olan gayrımüslim azınlıklar, vergiden sonra başlayan göç nedeniyle 1945′te %1,56′ya ve 1955′te %1,08′e düştü.

20 Kurra Nafia Taburları

Ya eşit vatandaşlar olan türk Yahudilerini ve bütün gayrımüslimleri, rastgele sokakta yapılan bir kimlik kontrolu ile gayrimüslim olduğu anlaşılınca 20 sınıf tekmili birden nafia taburları adı altında apar topar toplayıp güya askere almak, 1939 depreminde Yunanistan’dan yardım için gönderilen çöpçü elbiseleri giydirmek, ellerine kazma kürek verip amelelik yaptırmak, çukurlar kazdırmak, *bu çukurlar mezarınız olacak* diyen onbaşıları çavuşları tepelerine dikmek kimin fikri ve neyin nesiydi ?

Ya minnetle andığımız Mareşal Fevzi Çakmak, nafia taburlarını Milli Müdafaa Vekaleti emrine aldırıp canlarını emniyet altına almasaydı ?

Yaa Bülent Yıldırım efendi. Sütten çıkmış ak kaşık değilsin.

Adam olan. adam, birine tencere dibin kara demeden önce dönüp şöyle bir kendi dibine bakmalı.

Yer yüzündeki her Yahudi için İsraelin var olması ve güvenliğinin sağlanması, bu ve bunun gibi adaletsiz ve zalim uygulamalara da maruz kalınmamasi içindir.

Sadece 1490lardaki İspanyol engizisyonlarının mezalimi, sadece 1800′lü yılların ikinci yarısındaki antisemit Rus pogromlarına ve sadece 1930-45 arasındaki faşist alman Nazilerinin soykırımı maruz kalmamak için değil. Dünyada kimseye karşı boynu bükük kalmamak ve ezilmemek içindir. Sen ve senin türdeşlerinin destek verdiği hamas, terör örgütü olarak kalmak istiyor devlet kurmak değil. Çünkü Filistin devlet kurarsa biliyor ki beleş gelen bir dünya yardımdan yoksun kalacak. Çünkü biliyor ki devlet kurarsa, kuruluş tüzüklerinin vazgeçilmez maddesi olan, İsraelin varlığına son vermek sevdasından vazgeçmek zorunda kalacak.

Ben yine röportaja döneyim çok oyalandım, makalem destana döndü.

Oshrat Kotler-Eger donanmanın amacı sizinle savaşmak olsaydı niye paint ball silahlarıyla gelsin ki ? Amac savaşmak olsaydı daha iyi işler yapabileceğini düşünmediniz mi ?

Adam bu soruya cok pişkin, zaten İsrael donanmasının yarısı oradaydı diyerek gülüyor.

B.Y-Her sehit olmak isteyeni öldürme hakkına sahip misiniz ?

O.K- Eğer bizimle savaşıyorsa evet.

B.Y-İsrael halkina zarar veriyorsunuz. Bu düşüncelerinizle İsraeli yalnızlaştırıyorsunuz.

Yani adamin dedigi *her canı isteyen Müslüman, İsraele saldırabilir. Onunla savaşabilir. Yahudiler varolmak istiyorlarsa saldırgan Müslümanlara ses etmemelidirler. Eğer Yahudiler müslümanın merhametine sığınmayı reddediyorsa başına geleceklere razı olmalı ve katlanmalı. Aksi halde bu durum İsrael halkına zarar verecek ve yalnızlaştıracaktır.

Bunu biliyoruz sayın yıldırım. Nereden biliyoruz ?

Nureddin Şirin dünyadaki ve Türkiyedeki Yahudileri alenen tehdit etmedi mi ?

Sen şimdi buna da fotomontaj dersin.

http://fr.video.yahoo.com/watch/7462019/19667659

Gilad Shalit için bir başvuru olsun aramızda bu konuyu müzakere edeceğiz diyor hazret. Bu arada 11.000 tutuklu filistinliden bahsetmeyide ihmal etmiyor. Bire karşı 11.000 takası. Ne kadar adil değil mi ?

Üzerine aldığın vazifeyi yerine getirdin gündemi tamamen iktidarın bahsedilmesini istemediği tabu addettiği konunun dışına çektin, abilerinden aferin almışsındır artık.

Ama bak, abilerin de sen de şuncacık bir köylü kadını kandıramadınız.

Domuz gribi furyası zamanından kalma şu feryadı dinle de varsa yaygarasız yapacak bir insani yardımınız, yönünü yurt içine çevir. Tabii yaygarasız yapmayı becerebilirseniz.

Çünkü, millet kör değil. Memleketteki ekonomik yangın sürüyor.

Çünkü, Türk kadını gerçeklere uyandı. Kısacası bu iktidar tarafından çıldırtıldı.

http://fr.video.yahoo.com/watch/6368585/16518880

Tags: AVIV, Bilgisayar, SHRULIK TEL, SKYTURK.NET‏

Related posts

Tem 04

Siyasi iradeler AB sevdasına tutulduktan bu yana kendi çizdikleri yolda devam ederken hiçbir zaman seçmenlerine karşı samimi davranmadılar. AB hakkında gerçek bilgileri seçmenlerinden sakladılar.

Ülkemizde seçmenler seçtikleri siyasi parti ya da liderin iktidara geldiğinde yapacaklarını kapsamlı olarak bilmez. Hatta seçmene sorduğunuzda oy attığı partinin tüzüğünü okuyan seçmenin yok denecek kadar az olduğunu görürsünüz. Tabiî ki bu durumda seçmen profilini çok iyi bilen kurnaz siyasiler seçmenin gönlünü kazanacak birkaç tatlı söylemle geçiştirir, söylediklerinin parti tüzüğünde ve hedefleri arasında olup olmadığını da çok kimse bilmez.

Bağımsız Türkiye Partisi(BTP) dışında, AB’ye üyelik; iktidarıyla muhalefetiyle hemen her partinin tüzükleri arasında olmasına rağmen, seçmenlerin de çoğunluğunun AB karşıtı olduğunu görürsünüz. AB ye karşı olup attığı oylarla AB’nin ekmeğine yağ süreceğini bilmeyen seçmen sayısının çokluğu insanı hayretler içerisinden bırakmaktadır. Bu durum seçmenin ne kadar bilgisiz olduğunun da delilidir.

Vatandaşlarla yaptığımız sohbetlerde genellikle bir parça ekmekten, geçimini sağlamak için sıradan bir işten başka beklentisi olmadığını, hele de AB üyeliği hakkında bir satır bile bilgiden yolsun olduğunu sıklıkla görüyoruz. Farklı vaatlerle oyu alınan vatandaşlar AB üyeliği ile neler kazanıp neler kaybedeceğini kesinlikle bilmiyor. Türlü bahanelerle oy toplayan AB’ci partilerde sanki kendilerine her oy atan seçmeni AB’ci gibi göstermektedirler.

Aklıselim düşünen bir çiftçinin, köylünün, hayvancının, esnafın, AB uyum yasalarıyla ne hale geldiğini bilmesi durumunda AB ci bir partiye oy atması nasıl mümkün olabilir…

Çiftçinin geçimini temin etmek, ürününü artırmak için ödenen devlet desteklerinden mahrum kalışının, ürününe kota konmasının AB’nin emirleriyle olduğunu idrak etse AB’cilere oy atar mı?
Hayvancılıkla uğraşan köylünün düştüğü durumların sorumlusunun AB talimatlarıyla çıkarılan kanunlar olduğunu bilse AB’cilere oy atar mı?
İdamın kaldırılması, zinanın suç olmaktan çıkarılması, domuz etinin satışının serbest bırakılmasının AB talimatlarıyla oluştuğunu bilse AB’ci partilere oy atar mı?
Terörün AB desteğiyle tırmandığını bilse, AB’ci partilere oy atar mı?
Ay yıldızlı bayrağının kaldırılıp, yerine Hıristiyanlıkta İsa’nın havarilerini temsil eden 12 yıldızlı bayrağın kabul edileceğini bilse AB’ci partilere oy atar mı?

İktidarıyla muhalefetiyle AB’ciliği marifet sayanlara verilecek en büyük ders AB’nin gerçek yüzünü tanıtmak, vatandaşı ayıktırmak, AB, ABD ve benzeri bütün mandacı zihniyetler karşında Milli bir duruş sergileyen Bağımsız Türkiye Partisini(BTP) iktidara taşımaktır.

UĞUR KEPEKÇİ

Tags: AB, Anlatım, Millet

Related posts

Tem 04

Türkiye, Rusya ve Ukrayna Karadeniz’de yeni bir ittifak kuruyor

Rusya’da yayınlanan haftalık Nasha Versiya gazetesi, Türkiye, Rusya ve Ukrayna’nın “Karadeniz Savunma Anlaşması” adıyla yeni bir ittifak kurmak üzere olduklarını öne sürdü.,

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un anlaşmanın ayrıntılarını görüşmek üzere Temmuz ayında Moskova’ya gideceğini belirten gazete, anlaşmayla ilgili protokollerin Ağustos ayı içinde imzalanacağını iddia etti.

Nasha Versiya’nın iddiasına göre, üç ülkenin Karadeniz’de askeri bir ittifak oluşturmasını öngören anlaşma ilk kez 2003 yılında gündeme geldi. Ancak 2005 yılında Ukrayna’da Moskova karşıtı Viktor Yuşçenko’nun iktidara gelmesinden sonra görüşmeler uzun bir süre rafa kalktı.

Gazeteye göre Ukrayna’daki yönetime rağmen Türkiye, Rusya Savunma Bakanlığı ile yaptığı görüşmelerde anlaşma teklifini sürekli gündemde tutarak Moskova’yı ikna etmeye çalıştı.

Ukrayna’daki iktidar değişikliğiyle birlikte, savunma ittifakı da yeniden gündeme geldi. Kiev yönetimi savunma ittifakına yeşil ışık yaktı.

Nasha Versiya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, konunun ayrıntılarını görüşmek üzere Temmuz ayı içinde Moskova’ya gideceğini öne sürdü. Gazete üç ülke savunma bakanlarının ayrıntıları bir ay içinde sonuçlandırıp, anlaşmayla ilgili protokolleri Ağustos ayı içinde imzalayacaklarını iddia etti.

Rus gazetesi, Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu hatırlatarak, Brüksel’in anlaşmaya nasıl bir tepki vereceğinin henüz bilinmediğini yazdı. Rusya ve Ukrayna’nın NATO deniz kuvvetleriyle uzun zamandır ortak tatbikatlar yaptığını hatırlatan gazete, Brüksel’den önemli bir tepki gelmesinin beklenmediğini savundu.

Nasha Versiya’ya göre Rus gözlemciler, Türkiye ile ortaklığın, bir yandan Moskova’ya Akdeniz’de daha aktif rol alma olanağı sunarken, diğer yandan da Romanya ve Bulgaristan’ın Karadeniz’deki petrol sahaları üzerindeki iddialarına set çekeceğini belirtiyor.

Gazete, Türkiye ve Rusya’nın Karadeniz’de polis rolü üslenerek, Amerika’nın bölgedeki varlığını da dengeleyeceklerini savunuyor

Tags: Anlatım, Karadeniz, Rusya, Türkiye, Ukrayna

Related posts

SEO Powered by Platinum SEO from Techblissonline Partly powered by CleverPlugins.com

Canonical URL by SEO No Duplicate WordPress Plugin